"Elmadağ Okuyor" faliyetleri Gazi Şahin Anadolu Lisesi'nde 10 Haziran 2008 tarihinde düzenlenen geceyle devam etti. Bu etkinlikte ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı şiirleri ile anıldı.
Yahya Kemal Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kâzım Yetiş, 2008’in Yahya Kemal Beyatlı Yılı olması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na detaylı bir rapor verdi. 2008 yılının ilk açıklamasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Yahya Kemal`i geleceğe taşımak!” amacıyla 2008’i Yahya Kemal Beyatlı yılı ilan ettiklerini belirtti.Milli Eğitim Bakanlığı da bu karar çerçevesinde Yahya Kemal’in okullarda değişik etkinliklerle ve çeşitli yarışmalar düzenleyerek bü büyük Türk şairinin anılmasının gerektiğini belirtmiştir.
Biz de Gazi Şahin Anadolu Lisesi olarak bu büyük şairi sizlerle anmak istedik

"Şiir duygudur. Şiir anlamaktır. Şiir hissetmektir. Şiir paylaşmaktır. Şiir sonsuzluğa giden bir yoldur. Şiir hayattır." sözleri ile başlayan gecede; açılış konuşmasını Okul Müdürü Sayın Hüseyin OMAÇ yaptı.
Okul öğrencilerinin seslendirdiği Yahya Kemal BEYATLI şiirleri ve skeçler misafirleri zaman zaman duyulandırdı, zaman zaman neşeli anlar yaşattı.
Eflatun’a sormuşlar:
"İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir? "
Eflatun tek tek sıralamış :
- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler...
- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler...
- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yasarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...
AKINCI (Yahya Kemal BEYATLI)
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle...
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan,
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
|
Bir gün yine dolu dizgin boşanan atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla...
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
|
Programda Kız ve erkek halk oyunları ekipleri de kısa sürede çalışarak hazırladıkları başarılı gösterileri ile izleyenlerden beğeni kazandı.
Okul Öğrencileri tarafından hazırlanan gösterilerden sonra Gazi Şahin Anadolu Lisesi'nin yapımında emeği geçenlere şiltleri yapılan tören ile verildi. Törende konuşan Mamak Belediye Başkanı Gazi Şahin Elmadağ İlçesine bir kapalı spor salonu yapma sözü verdi.
İlgisinden dolayı kendisine teşekkür ederiz.
Bizler de Gazi Şahin ANADOLU LİSESİ yapımında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi bir borç biliriz.
Programın sonunda Mamak Belediye Başkanı Sayın Gazi ŞAHİN, Ankara'da gerçekleştirilen "Avrupa Birliği Bilgi Yarışması'nda Bölge Birincisi olan Okul öğrencilerden; Furkan TUĞCU, Cemile Deniz AKFIRAT, Sena SÜLÜN, Büşra ŞAHİN'i kutlayarak, birer büyük altın ile ödüllendirdi.
İlçemizde yapılan Sosyal ve Kültürel etkinliklerde dereceye giren ;
-Elif Gizem KAVLAK (29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kompozisyon yarışması 2. ve Elmadağ Okuyor Kitap Okuma Kampanyası 9 sınıflar ilçe 1. si)
-Büşra KIPÇAK (29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kompozisyon yarışması 2. ve 2007-2008 öğretim yılı okul birincisi)
-Mazlum Ulaş ESERSİN ( 16 Mart öğretmen okulları kuruluş yıldönümü kutlamaları resim yarışması 3.)
-Nadire Seçil SAĞLAM ( 16 Mart öğretmen okulları kuruluş yıldönümü kutlamaları şiir yarışması 2.)
öğrencilere de çeşitli ödüller verildi.
Programda emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
|
Yahya Kemal BEYATLI (1884 - 1958) |
2 Aralık 1884'te Üsküp’te doğdu. 1 Kasım 1958'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Ahmed Agâh. Üsküp Belediye Başkanı Nişli İbrahim Naci Bey'in oğlu. Annesi Nakiye Hanım ise şair Lefkoşalı Galib'in yeğeni. Çocukluk yılları Üsküp'teki şiirlerine de yansıyan Rakofça çiftliğinde geçti. İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep'te tamamladı. 1892'de Üsküp İdadisi'ne girdi. Bir yandan da İshak Bey Camii Medresesi'nde Arapça ve Farsça dersleri aldı. 1897'de ailesi Selanik'e taşındı. Annesinin ölmesi, babasının tekrar evlenmesi yüzünden aile içinde çıkan sorunlar nedeniyle Üsküp'e döndü. Tekrar Selanik'e gönderildi. 1902'de İstanbul'a geldi. Vefa İdadisi'ne (lise) devam etti. Jön Türk olma hevesiyle 1903'te Paris'e kaçtı. Bir yıl kadar Meaux okuluna devam edip Fransızca bilgisini geliştirdi. 1904'te siyasal bigiler yüksek okuluna girdi. Jön Türkler'le ilişki kurdu. Ahmet Rıza, Abdullah Cevdet, Samipaşazade Sezai, Prens Şahabettin gibi dönemin ünlü kişilerini tanıdı. Şefik Hüsnü ve Abdülhak Şinasi Hisar'la arkadaşlık kurdu. 1912'de İstanbul'a döndü.
1913'te Darüşşafaka'da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı. Medresetü'l-Vaizin'de uygarlık tarihi dersi verdi. Mütarekeden sonra Âti, İleri, Tevhid-i Efkâr, Hakimiyet-i Milliye dergilerinde yazılar yazdı. Arkadaşlarıyla "Dergâh" dergisini kurdu. Yazılarıyla Milli Mücadele'yi destekledi. 1922'de barış anlaşması için Lozan'a giden kurulda danışman olarak yer aldı. 1923'te Urfa milletvekili oldu. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra Varşova ve Madrid'de ortaelçisi olarak görevlendirildi. Daha sonra sırasıyla Yozgat, Tekirdağ, 1943-1946'da da İstanbul milletvekili oldu. Halkevleri Sanat Danışmanlığı yaptı. 1949'da Pakistan Büyükelçisi iken emekli oldu. Yaşamının son yıllarını İstanbul'da Park Otel'de geçirdi. Tutulduğu müzmin barsak kanamasının tedavisi için 1957'de Paris'e gitti. Bir yıl sonra Cerrahpaşa Hastanesi'nde aynı hastalık nedeniyle öldü.
Selanik yıllarında "Esrar" takma adıyla şiir yazmaya başladı. İstanbul'da Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in şiirleriyle tanıştı. İrtika ve Mâlumât dergilerinde "Agâh Kemal" takma adıyla Servet-i Fünun'u destekleyen şiirler yazdı. Paris'te Fransız simgecilerinin şiirlerine yakınlık duydu. Fransız şiiriyle kurduğu yakınlık, Türk şiirine faklı bir açıyla bakmasını sağladı. Türk şiiri ve Türkçe söz sanatlarını inceledi. "Mısra haysiyetimdir" sözüyle şiirde dizenin bir iç uyumla, musiki cümlesi halinde kusursuzlaştırılması gerektiğini anlatır. Şiirleriyle olduğu kadar şiirle ilgili görüşleriyle de büyük yankı uyandırdı. Ona göre divan şiiri "yığma" bir şiirdi. parçacılık ve belirsizlik üzerine kuruluydu. Tanzimat şairleri bu şiiri birleştirme çabalarında yetersiz kalmıştı. Servet-i Fünun'cular yapay ve yapmacık bir dille yetinerek öze inememişlerdi. Oysa sanatçı kendi ulusunun dilini bulmalıydı. Batı'dan edindiği yüksek beğeniyle, Batı şiirine öykünmeyen yerli bir şiire yöneldi. Biçime ağırlık tanıdı. Esinlenmenin yerine dil işçiliğini getirdi. Arka planında bir tarih bulunan şiirlerinde imgeye de yer vermedi. Dize çalışmasındaki titizliği "az ve güç yazıyor" izlenimi uyandırdı. Yaşadığı sürede hiç kitap yayınlamaması da bu izlenimi pekiştirdi. Karşıtları tarafından "esersiz şair" olarak adlandırıldı. Hemen her kesimden eleştiriler aldı.
1918'de Yeni Mecmua'da yayınlanan ürünleriyle büyük ilgi uyandırdı. Daha sonra Edebi Mecmua, Şair, Büyük Mecmua, Şair Nedim, Yarın, İnci, Dergah gibi dergilerdeki şiirleriyle kendini yol gösterici olarak kabul ettirdi. Ölümünden sonra yayınlanan eserleri iki bölüm halinde değerlendirilir. "Kendi Gök Kubbemiz" ve "Eski Şiirin Rüzgarıyla." Bu iki eser Yahya Kemal'in baş yapıtlarını bir araya getirir. "Eski Şiirin Rüzgarıyla"daki şiirlerden "Açık Deniz", "Itrî", Erenköyü'nde Bahar", "Nazar", "Ses", "Çin Kâsesi", "Deniz Türküsü" şairin çok özel ürünleridir. Daha çok Nedîm'den yola çıktığı bu şiirlerde, günlük yaşamın parıltısını elden çıkardığı, dekadan bir girişimin aşırı incelikleri ve dil yabancılaşmasıyla bir tür resim sanatına yöneldiği görülür. "Kendi Gök Kubbemiz"deki şiirlerde ise temelde bir "aşk" ve "İstanbul" şairi olarak görünür. "Vuslat" şiiriyle erotik temaları örselemeden şiire getirir. Bir yandan da tarih tutusuyla dinci ve milliyetçi bir görünüm kazanmaya başlar. "Süleymaniye'de Bayram Sabahı", "Ziyaret", "Atik Valide'den İnen Sokakta" gibi şiirleri bu durumun örnekleridir. Düzyazıları "Peyam" gazetesinde yayınlanan yazılarıyla, "Çamlar Altında Sohbetler"den oluşur. Bu yazılardan bazıları "Süleyman Sadi" ya da "S.S" imzasını taşır. Ayrıca Büyük Mecmua ve Dergah'ta söyleşiler yaptı, eleştiriler yazdı, bunları Hakimiyet-i Milliye gazetesinde sürdürdü. Bitmemiş şiirlerinin bir bölümü 1976'da "Bitmemiş Şiirler" adıyla yayınlandı.